Z Kuşağının Iş Yaşamından Beklentisi Esneklik!

z-kusaginin-is-yasamindan-beklentisi-esneklik!

Z jenerasyonunun söz sahibi olabildiği, eşitlikçi ve farkındalığa sahip bir çalışma kültürü istediğini söyleyen Turkcell İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Esmen, ancak çağın gereksinimlerine yanıt veren kurumların bu kuşağı kendine çekebileceğini belirtiyor.

1997’de Kırıkkale Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde yüksek lisansına devam eden Ali Rıza Esmen, 2004 yılında Dowling College’da İşletme Yönetimi master programını tamamladı. Profesyonel iş yaşamına 2000 yılında SUNY, Nassau Community College, English Language Institute’de başladı. Sırasıyla, İnsan Kaynaklarından Sorumlu Süpervizör, Program Müdürü ve Direktör Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra 2008’de Dowling College English Language Institute kuruluşunda Direktör Yardımcısı ve öğretim görevlisi olarak çalıştı. Esmen, 2008-2009’da Mytechnic MRO Technic Services A.Ş.’de İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev aldıktan sonra Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de İnsan Kaynakları Müdürlüğü görevini üstlendi. 

Ali Rıza Esmen, 2012-2015 döneminde ise SOCAR Grubu, Petkim Petrokimya Holding A.Ş.’de İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütürken aynı zamanda TED Aliağa Koleji yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. 2016-2021 yılları arasında EUAS International ICC’de İnsan Kaynaklarından ve Nükleer İşgücünün Yetiştirilmesinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. 1 Eylül 2021’den beridir Turkcell İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlenen Esmen ile yeni çağda insan kaynaklarındaki dönüşümü üzerine konuştuk…

Bugün alışılagelmiş çalışma şekilleri kökten değişti. Bu değişimi öncesi ve sonrasıyla nasıl değerlendirirsiniz? Post-pandemi sürecinde sizce çalışma düzeni nasıl şekillenecek? Kurumlar İK politikaları çerçevesinde iş gücünü bu yeni düzene nasıl hazırlamalı?

Dijitalleşmenin artan gücü ve yarattığı dramatik etki, pandemiyle birlikte küresel olarak büyük bir değişime ve dönüşüme yol açtı. Eğitimden kültür-sanata neredeyse hayatın her alanı, bu değişim ve dönüşümden etkilendi ve etkilenmeye devam ediyor. Bu değişim ve dönüşümün insan kaynaklarına da ciddi yansımaları oldu. İşe alımdan iş yapış şekillerine, çalışma modellerinden yetenek yönetimine iş süreçlerinin hepsinde köklü değişiklikler yaşandı. Şirketlerin ihtiyaç duydukları yetkinlikler yön değiştirirken çalışanların iş hayatından beklentileri de farklılaştı. Çalışanların öncelikleri ve ihtiyaçları değişti. Kendilerine daha fazla esneklik tanıyan, özel-iş hayat dengesini sağlamalarına olanak veren, çalışan esenliğini temel alan, kariyerlerinde yenilikçi uygulamalara giden, farklı çalışma modellerini deneyimleyebilecekleri, gelişim odaklı bir iş hayatı arayışına girdiler. Böylece çalışan ihtiyaçlarını odağına alan yenilikçi İK uygulamalarını benimseyen bir kurum kültürü geliştirebilmek daha da önem kazanmış oldu.

Bu bağlamda, hızlı değişimin bir sonucu olarak kurumlar için farklılaşan ihtiyaçları öngörebilme, tüm süreçlerde ortaya çıkan yeni gereksinimlere hızla cevap verebilme yetkinlikleri öne çıktı. Çevik bir kurum kültürünü oluşturabilen, bu kültürü süreçlerinde uygulayabilen kurumlar iş dünyasında artan rekabette fark yarattı, yaratmaya da devam edecekler.

Çevik kurum kültürünü besleyen en temel unsurlardan biri ise dijitalleşme oldu. Pandeminin de etkisiyle küresel hayatın ve iş dünyasının her alanı dramatik bir dijital dönüşüm yaşadı. Kurumlar için dijitalleşmeyi odağa almak, dijitalleşmenin gücünü tüm kurum bileşenlerine ve süreçlerine entegre edebilmek kaçınılmaz birer ihtiyaca dönüştü. 

Artık dönüşen iş dünyası; çok daha dijital, çok daha çevik, çok daha çalışan odaklı olmak durumunda. Pandemi sonrasında da kurumlar, kendilerini geleceğe taşımak istiyorlarsa çalışanı odaklarına alacak şekilde, dijitalleşmeyi her alanda etkin kullanarak çevik bir kurum kültürüyle süreçlerini yönetmeliler. 

GİG Ekonomisi’nin şirketler ve çalışanlar için artısı ve eksisi sizce neler? Bu ekonomi modeli neler vadediyor?

GİG Ekonomisi, serbestliği ve esnekliği temel alan bir model. Bu modelle dijitalleşmenin getirdiği zaman ve mekan sınırsız iş, daha da serbest bir bağlama taşınmış oluyor. 2021 yılında kendini birçok farklı sektörde göstermeye başlayan bu model kaçınılmaz olarak İK trendleri arasında da yer almaya başladı ve gelecekte büyük bir değişime yol açacak gibi gözüküyor. GİG Ekonomisi sağladığı serbestlik ile kurumlara mekan ve zaman bağımsız farklı yeteneklerle çalışma imkanı tanırken, çalışanlara istedikleri zaman istedikleri kurumla çalışma özgürlüğü veriyor. 

GİG Ekonomisi’nin iş dünyası için birçok artı yaratacağını öngörmek mümkün. Farklı çalışma modelleri yaygınlaşacak, yetenek odaklı uygulamalar öne çıkacak. Bu bağlamda, yüksek gelişim alanı olan bu ekonomide var olmak isteyen kurumların; farklı çalışma modellerine yüzlerini dönmesi, çalışanı odağına alan İK trendlerini benimsemesi, farklılaşan ve dönüşen çalışan ihtiyaçlarına cevap verecek fayda yaratan uygulamalar geliştirmesi gerekecek.

Bunun yanında, bu ekonomi modelinin kurumlar ve çalışanlar için yaratacağı eksiler de olacaktır. Belli bir standardın olmadığı, serbestliğin odak olduğu, çalışmada sürekliliğin temel alınmadığı bu model, çalışanlar için çalışacakları kuruma bağlı olarak ücret, yan haklar, çalışma şartları gibi konularda ayrımcı ve haksız uygulamaları beraberinde getirebilir. Kurumlar içinse en önemli sorunlardan biri güvenlik noktasında olacaktır. Uzaktan, kısa dönemli hizmet sağlayacak çalışanların güvenilirliğinden emin olmak, bu çalışanların şirket çalışmalarını gizliliği esas alarak yapıp yapmadığı kontrol etmek önemli birer kaygı olarak karşımıza çıkacaktır. 

Yeni nesil teknolojiler İK süreçlerinde giderek yaygınlaşıyor. Global olarak, bu süreçlerde hangi teknolojiler nasıl kullanılıyor? Turkcell’deki İK dönüşümünü de bu perspektife anlatır mısınız?

Teknoloji, hayatın her alanını etkisi altına alan, dönüştüren büyük bir güç. İş dünyası da bu büyük güçten beslenerek sürekli olarak gelişiyor. Yeni nesil teknolojilerin hayatımıza girmesiyle; yeni iş kolları, yetkinlikler ve bunlara bağlı sektörel ihtiyaçlar doğuyor. Bu bağlamda, ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap verebilen, zamanı yakalayan, çevik bir kurum olabilmek için gerekli dijital ortamı sağlamak şart. Kurumlar dijitalleşmeyi tüm iş yapış süreçlerinde etkin kullandıkları sürece gelecekte var olabilecekler. Buna bağlı olarak da çalışanların, dönüşen yeni iş dünyası dinamiklerinde ortaya çıkan talepleri ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tüm İK süreçlerinin uçtan uca dijitalleşmesi gerekliliği doğuyor. 

Turkcell olarak İK süreçlerimizde “deneyimin dijitalleşmesini” odak olarak görüyoruz. Bu odak ile çalışanı temel alan, çalışanın iş yapış şeklini maksimum verime taşıyan, çalışanlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirilmiş uygulamalar yaratmayı amaçlıyoruz. Dijitalleşmeyi odağa alan bakış açımızla Turkcell İK süreçlerimizi çok uzun zamandır uçtan uca iyileştiriyor ve geliştiriyoruz.

Yeni çalışma modelimiz olan esnek çalışma modeliyle çalışanlarımıza dijitalleşmenin gücüyle esneklik tanıyor, istersen ofisten istersen uzaktan çalışabilirsin diyoruz. Buna bağlı olarak işe alımdan oryantasyon süreçlerine birçok adımı uzaktan deneyimliyor, teknolojiyi hız ve verimimizi artırmak için kullanıyoruz. Bu süreçleri ihtiyaç duyduğumuz noktalarda yapay zeka ve RPA teknolojileri ile destekliyoruz. Çalışanlarımıza kendileri için özelleştirilmiş iş deneyimi yaratmak, ihtiyaçlarına doğru hizmeti sunarak cevap vermek, motivasyonlarını desteklemek için dijital İK uygulamaları geliştiriyoruz. Bu amaçla ortaya koyduğumuz en önemli projelerimizden biri ise çalışanlarımıza “Ofis Cebinde” dediğimiz “Turkcell Life” mobil uygulamamız. Bu uygulama aracılığı ile tüm İK süreçlerimizi tek bir çatı altında toplayarak çalışan deneyimini özelleştiriyor, dijitalleştiriyor ve iş yapış süreçlerini hızlı ve etkin kılıyoruz. 

Turkcell Life sayesinde tüm çalışanlarımız farklı bir uygulamaya ihtiyaç duymadan tek yerden süreçlerini rahatlıkla yönetebiliyorlar. Örneğin, Turkcell Life içerisinde bulunan ‘Dijital Ofis’ modülü ile çalışma masaları, otopark, yemek ve özel alanları (spor salonu, kuaför vb.) rezervasyon yaparak kullanabiliyor, sistem aracılığı ile doktor, diyetisyen randevularını alabiliyor, “Seyahat Talepleri”ni oluşturup izin girişi yapabiliyor, vekalet verebiliyor ve hatta o gün doğum günü olan çalışanlarımızı görüp doğum günlerini kutlayabiliyorlar. Uygulama üzerinden kendi profillerini oluşturan çalışanlarımız, bu profil bilgileri aracılığı ile kendilerine özel proje ve iş fırsatlarına erişebiliyorlar. Çalışanlarımıza sağladığımız faydaların yanı sıra, biz de Turcell olarak verinin gücünden faydalanıyor, ihtiyaç duyduğumuz yetenekleri daha yakından tanıma fırsatı edinerek bu yetenekleri gerekli durumlarda rol ve sorumluluklarından bağımsız farklı işlerde konumlandırabilmeyi hedefliyoruz. Bu fayda ile kurum kültürümüz olan çevikliği beslemeyi amaçlıyoruz. 

Bir diğer uygulamamız olan ‘HR Mobile Dashboard’ ile günlük operasyonlarımızı ve süreçlerimizi gerçek zamanlı verilerle izliyor, mutlu, değerli, güvende hisseden çalışanlar yaratmak için büyük veriyi kullanıyor, çalışan ihtiyaçlarına hızla cevap veriyor ve süreç geliştirmeleri yapıyoruz.

Tabi ki bu dönemde çalışanlarımızın motivasyonunu yüksek tutmak ve kurumla ve birbirleriyle olan bağlarını güçlendirmek de çok önemli. O nedenle, her ayın ayrı bir programı olan ve Kendine, Bedenine ve Zihnine iyi bak dediğimiz “Kendine İyi Bak” programlarımızı başlattık. Stres yönetiminden detoksa, musikiyle terapiden dik duruş eğitimine kadar sadece Turkcell’lilere değil onların çocuklarına da atölyeler düzenliyoruz. 

İş hayatına girmeye başlayan Z kuşağının İK süreçlerine nasıl bir etkisi oldu? Z neslinin çalışma hayatından beklentilerini nasıl yorumlarsınız?

Turkcell’de farklı pek çok kuşaktan çalışanımız var. Günümüzde iş dünyasında en çok konuşulan kuşak olan Z kuşağı ise yeniliği ve dönüşümü kendi içerisinde barındıran bir kuşak. İşin doğrusu; kuşak özelliklerinden çok, günümüz gelişmelerine en rahat uyum sağlayabilen kuşak Z kuşağı. Yoksa bunları sadece bir kuşağın özellikleri olarak tanımlamak da çok doğru olmayabilir. Hangi kuşaktan olursa olsun tüm Turkcell’lilerin işiyle ilgili gelişmelerini takip eden, teknoloji odaklı ve farkındalığı yüksek insanlar olduğuna inanıyorum.

Ama Z kuşağı özelliklerine kısaca değinmek gerekirse, dijitalleşmenin çok büyük önem taşıdığı günümüzde, bilginin ve zamanın hızına ayak uydurarak değişen ve dönüşen yeni iş dünyasının elçisi olacaklar. Bilginin ve teknolojinin içine doğan bu kuşağın ihtiyaçları, beklentileri önceki kuşaklardan çok daha farklı ve çeşitli. Kurumların kendilerini ileriye taşıması için geleceğin yöneticileri olacak bu kuşağın beklentilerini, ihtiyaçlarını doğru okumaları ve anlamaları; dijital dönüşümün ışığında iş süreçlerini bu ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yapılandırmaları kritik önem taşıyor. Bu bağlamda, insan kaynaklarına büyük bir rol düşüyor. Z kuşağının iş dünyasından beklentilerinin başında esneklik geliyor. Yapılan çoğu araştırma gösteriyor ki Z kuşağı kendisine esneklik tanıyan çalışma modellerini talep ediyor. Bunun yanı sıra, Z kuşağı söz sahibi olabildiği, kapsayıcı, çok sesli, eşitlikçi, farkındalığa sahip bir çalışma kültürü istiyor. Bu ihtiyaçları anlamak değişen dünyanın ihtiyaçlarına cevap verebilmeyi de gerektiriyor. Çağın gereksinimlerini görüp anlayabilen kurumlar ve İK pratikleri bu kuşağı kendine çekecek.

Gelecek dönem hedeflerinizle bitirelim… Hem pandemi sonrası hem de uzun vadede Turkcell’in İK çalışmalarında ne tür değişimler olacak, hangi yenilikler hayata geçirilecek?

İnsan ve gelecek odağında uçtan uca tüm süreçlerimizi eşsiz çalışan deneyimini sağlamak için geliştirmeye ve iyileştirmeye devam edeceğiz. İşe alımdan işten çıkışa kadar tüm İK süreçlerimizi çalışanlarımızı mutlu, güvende ve değerli hissettirecek şekilde kurgulayarak çalışan esenliğini odağımızda tutarak çalışacağız. Dijitalleşmenin öncüsü Turkcell kimliğimizle tüm İK süreçlerini dijitalleştirerek teknolojinin gücüyle çalışan esenliğini önceliklendiren uygulamalar çıkartmayı sürdüreceğiz. Bunun yanı sıra, dünyadaki yeni gelişmeleri yakından takip ederek öncü şirket misyonumuzla yeni teknolojileri ve uygulamaları Turkcell bünyesinde deneyimlemeye devam edeceğiz. Web3 ile hayatımıza giren Metaverse teknolojisini kendi iş süreçlerimize uygun şekilde nasıl hayata geçireceğimizi düşünerek fark yaratan İK uygulamalarına imza atmaya devam edeceğiz.

Kaç Defa Okundu: 26

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir