Üzerinde çalışmamız Gereken şey Fikri Hayata Geçirme Yeteneği

uzerinde-calismamiz-gereken-sey-fikri-hayata-gecirme-yetenegi

Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin yeni yeni hayata geçirilmeye başladığını söyleyen Vispera Kurucu Ortağı & Eş CEO’su Aytül Erçil, ülkemizdeki gençlerin fikir üretebildiğini ve sorun çözme becerilerinin yüksek olduğunu söyleyerek, “Üzerinde çalışmamız gereken şey ise fikri hayata geçirme yeteneği.” diyor.

Start-up ekosisteminin bol ödüllü Türk kadın girişimcisi olan Vispera Kurucu Ortağı & Eş CEO’su Aytül Erçil, Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği ve Matematik bölümlerini bitirdi. Daha sonra Amerika’da Brown Üniversitesi’nde master ve doktora dereceleri aldı. Erçil, 5 yıl Amerika’da General Motors firmasının araştırma merkezinde çalıştıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne, bir anlamda eve geri döndü. 13 yıl Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptıktan sonra 2001 yılında emekli olup Sabancı Üniversitesi’ne geçti. 13 sene de oradaki öğretim üyeliğinden sonra Erçil, akademik hayatı bırakıp girişimciliğe devam etti.

“Boğaziçi’ndeyken VISTEK Limited adında bir şirket kurmuştum. Sabancı’ya geçince VISTEK Limited’i kapatıp Sabancı’nın da ortaklığıyla VISTEK A.Ş.’yi kurduk. 2009 yılında fabrika otomasyonu ve yapay görme (machine vision) alanında Avrupa’da 1, dünyada ise 3 numaralı şirket olan Alman ISRA Vision şirketi, ortaklık teklifiyle geldi ve ISRA ile ortak olduk.” diyerek girişimcilik yolculuğunu anlatan Aytül Erçil, 2013 yılında da hisselerinin tümünü ISRA’ya sattıklarından bahsetti. Daha sonra VISTEK’teki Ar-Ge direktörü Ceyhun Burak Akgül ile beraber Vispera’yı kuran Erçil, şu anda perakende sektöründe özgün teknolojiler geliştiren ve 25 ülkeye teknoloji ihraç eden bir teknoloji şirketi olarak Vispera’nın yoluna devam ettiğini belirtti.

Girişimcilik yolculuğundaki başarılarını ise Aytül Erçil, şu sözlerle sürdürdü: “Bu süreçte ‘Uluslararası Başarı Ödülü’, ‘Eureka Başarı Öyküsü’, ‘Endeavor Girişimcisi’, ‘2010 Teknoloji Ödülü’ finalisti, ‘Veuve Clicquot Yılın En Etkin Kadın Girişimcisi Ödülü’, ‘Makina ve Aksesuarları Üretim Teknolojileri’ yarışmasında birincilik ödülü, ‘2013 Türkiye’nin Kadın Girişimcisi’, ‘Kristal Ağaç Yılın Kadın Girişimcisi’, ‘2014 Ansiad Yılın Kadın Girişimcisi’, ‘Microsoft Bilişimde Fark Yaratan Kadın Lider Ödülü’, ‘I-COM Data Start-up Challenge Ödülü’, ‘Hello Tomorrow Top 500 Start-up in Deeptech Ödülü’, ‘2019 Selçuk Yaşar Girişimcilik, Yenilikçilik, İnovasyon Ödülü’, ‘EY Start-up of the Year Award, IWEC Foundation 2020 Business Ödülü’ gibi birçok ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldüm. Şu an Vispera Eş CEO’luğunun yanı sıra, Nobel İlaç Yönetim Kurulu Üyesi, Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER) Yönetim Kurulu Üyesi, Allianz Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi, Swiss Innovation Valley Danışma Kurulu Üyesi ve European Machine Vision Association Bilimsel ve Endüstriyel Danışma Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum. Bir yandan da sertifikalı melek yatırımcı olarak yeni kurulan girişimlere elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum.”

Perakende sektörüne nefes aldıran Vispera’nın ortaya çıkış hikayesini ve teknolojinin işleyişini bize anlatır mısınız?

Vispera öncesi Vistek adında bir şirketim vardı. O şirketi Alman ISRA Vision şirketine sattıktan sonra, Vistek’deki Ar-Ge direktörü Ceyhun Burak Akgül ile birlikte 2014’de Vispera’yı kurduk. Vistek Ar-Ge ekibinden bir çekirdek ekip de bizimle birlikte kuruluşa katıldı.

Ne yapabildiğimizi ve nerede olduğumuzu yansıtabilmek için “Vispera” sözcüğünü bulduk. Biz yapay görme alanında uzmanız, yani bilgisayarların görmesini sağlıyoruz. “Vis” kısmı bu amaca hizmet ediyor. Nerede olduğumuza gelirsek, İstanbul’da yaşıyoruz ve “Pera”, İstanbul’un en güzel mahallelerinden birinin antik adı. “Vis” ve “Pera” bir araya gelerek, “görerek tanıma” kavramlarıyla İstanbul’dan dünyaya hizmet etmeyi temsil ediyor. Ortadaki ‘p’ harfi küçük bir sürpriz etki yaratmak ve bize değerlerimizi hatırlatma amacı taşıyor. Buradaki ‘p’ harfi bizim için çok önemli olan üç şeyi ifade ediyor: İlk olarak “purposeful” yani bir amaca yönelik çünkü hedeflerimiz, ister küçük ister büyük olsun, her zaman bir amaç taşıyor. Bir diğer temsili “playful” yani eğlence de içeriyor çünkü ne yaparsak yapalım, içinde oyuncu bir yan barındırmasına da çalışıyoruz. Son olarak “insanlar” anlamına gelen “people” sözcüğünün baş harfini de içeriyor çünkü insanlar olmadan hiçbir hedef ne gerçekten bir amaca yönelik ne de eğlenceli. Ve son olarak, öğrendiğimize göre, İspanyolcada Vispera “arife” anlamına geliyormuş. Bunu çok güzel bir tesadüf olarak görüyoruz. Vispera, gelecekte karşılaşacağımız güzel şeylerin “arifesi”.

Sektördeki geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında, kendi geliştirdiğimiz yapay zeka tabanlı görüntü tanıma teknolojisi sayesinde çok daha hızlı, güvenilir ve uygun maliyetli perakende çözümleri sunuyoruz. Geliştirdiğimiz teknolojiler sayesinde mağazada çekilen raf fotoğrafları üzerinden raftaki ürünleri pozisyonları ve adetleriyle birlikte tanıyoruz. Böylece raftaki ürün bulunurluğunu, ön yüz sayısını, rakiplere göre raf payını ve planogram uyumluluğunu kontrol ederek SKU düzeyinde detaylı raporlar üretiyoruz. Raf gerçekliğinden yola çıkarak sunduğumuz aksiyona dönüştürülebilir içgörüler sayesinde tüm perakende kanallarında performansın iyileştirilebileceği alanları saptayabiliyoruz, geleceğe yönelik stratejilerin kurgulanmasında öngörüler sunabiliyoruz ve mağaza içi gelir artışına olanak sağlayacak fırsatları belirleyebiliyoruz.

Storesense ürünümüz ile mobil cihazlarla çekilen resimler üzerinden yapılan analizlerin yanı sıra, Shelfsight ürünümüz ile perakende mağazasına yerleştirilmiş sabit kameraları kullanarak rafların 7/24 izlenmesiyle yapılan analizler olmak üzere iki ana faaliyet noktamız bulunuyor.

Global ölçekte en büyük pazar paylarına sahip firmalar Vispera teknolojisini kullanıyor. Markalardan ne gibi dönütler alıyorsunuz?

Saha operasyonlarında kullanılan iş gücünü ve kaynakları doğru zamanda ve doğru alana yönlendirerek verimliliğini artırırken üreticilerin operasyonel maliyetlerini de %12 ila %15 arasında azaltıyoruz. Ayrıca ürünlerin dizilimi de karda %8 ila %25 arası bir fark yaratabiliyor. Saha faaliyetlerini doğru veriyle, doğru zamanda görüntülemek ve olası satış kayıplarını zamanında önlemek ise satış performansına %15 ila %18 arasında artış olarak yansıyor. Bu faydayı farklı pazar ve kanal dinamiklerinde çeşitli şekillerde görebiliyoruz. Örneğin, bir müşterimizin geleneksel kanalda ürün dağıtımı yapılan mağazalarda kapsama oranlarını %400 artırdık. Başka bir müşterimizde ise satış ekiplerinin mağaza içinde geçirdiği süreyi %85 oranında azalttık. Yine modern kanalda planogram uygulaması yapan bir müşterimizin planogram uyumluluğunu ve rafta bulunurluğunu iyileştirerek satışlarında %12 artış elde ettik.

Pandemi döneminde en çok etkilenen sektörlerden biri perakende sektörü oldu. Sektörün birçok dinamiği değişme sürecinde. COVID-19 nedeniyle online alışveriş arttı ve BOPIS (buy online pick up in store), click and collect, curbside delivery gibi kavramlar hayatımıza iyice girdi. Aslında pandemi öncesi de benzer kavramlar gelişiyordu ancak salgın bu süreci biraz hızlandırdı. BOPIS’i sunmak ve mağazadan maliyet etkin bir şekilde göndermek için tüm dağıtım merkezlerinde ve mağazalarda doğru stok sayılarını görmek gerekiyor. Gittikçe artan küçük marketlerin sayısı, bu marketleri aynı zamanda stok alanı olarak da kullanma zorunluluğunu getiriyor. Perakende firmaları gerçek zamanlı envanter doğruluğu olmadan aşırı satış yapma, satış kaybetme veya acele sevkiyat ücretlerine maruz kalma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.

Sahip olduğu fikri hayat geçirmek isteyen bir girişimci, bu yolculukta nelere ihtiyaç duyar?

Girişimlerin başarısı için ekosistemin olgunlaşması, sermaye desteği, teşvikler hepsi önemli elbette ancak en önemlisi girişimcilerin ve girişimci adaylarının fark yaratabilecekleri gerçek problemlerin çözümüne odaklanmaları, kendilerini uzmanı oldukları konunun dışında da geliştirmeleri, kendi alanlarının dışında dünyayı algılayabilir olmaları, olaylara ve durumlara farklı açılardan bakabilmeleri, bilgiye açık ve aç olmaları olarak söyleyebiliriz.

Bir şirketin kara geçmesi ciddi bir süre gerektirir, özellikle de yüksek teknoloji ürün geliştiren bir şirketin kara geçmesi için en azından 3-4 yıl gerekir. Bu süreçte şirketi finanse etmek için bir birikiminiz yoksa veya bir fon oluşturamazsanız başarılı olmanız mümkün değil. Birçok girişimci bunun bilincinde olmadan başlıyor. Bu nedenle de kısa sürede batıyor. Finansman kaynağının olması en önemli noktalardan biri.

İkinci olarak, doğru ekip olması çok çok önemli. Biz Vispera’yı kurarken VISTEK’teki Ar-Ge direktörü Ceyhun Burak Akgül ile beraber başladık yola ve VISTEK’teki Ar-Ge ekibinin önemli bir kısmı bizimle geldi. Birbirini tanıyan ve gerçekten yüksek nitelikli bir ekiple başladık. Vispera’nın bugünkü başarısının en önemli kaynağı da bu ekip aslında.

Doğru problemi çözmek de çok önemli. Başarı, sorunları çözebildiğiniz ölçüde oluşuyor. Vispera’da da bunu yaptık. Başlamadan önce ciddi bir araştırma yaptık. Zihnimizde birkaç iş fikri vardı. Hepsinin pazar araştırmasını, analizini yaptık. Hangisi daha büyük bir soruna çözüm getiriyor diye bakıp bunun üzerine karar verdik. Vispera’nın bir önemli başarısı da bu; doğru problemi çözmesi. Bir de elbette doğru zaman çünkü teknoloji her zaman hazır olmayabiliyor. Biz Vispera’ya başlamadan birkaç sene önce başlasaydık bu başarıyı elde edemezdik çünkü o zaman teknolojik altyapı henüz yeterli değildi. Şu an dünyada çok az rakibimiz var. O yüzden de gerçekten teknolojinin en uç noktasında çalışıyoruz. Bu da başarımızı hızlı ilerletmemizi sağlıyor.

Son yıllarda ön plana çıkan ve göreceli olarak daha az yatırım gerektiren fintech, mobil, büyük veri, yapay zeka, SaaS ve pazaryeri girişimlerinin Türkiye gibi ülkeler için şansı daha fazla ve son yıllarda Türkiye’den çıkmaya başlayan unicornların artması konusunda bizleri umutlandırıyor.

Girişimci adaylarına kendilerini iyi tanımalarını, güçlü yönlerini keşfetmelerini ve bunları ön plana çıkaracak faaliyetlere odaklanmalarını tavsiye ederim. Bir de elbette yaptıkları işi sevmeleri çok önemli. Sevilmeden yapılan işte ne başarılı olunabiliyor, ne de verim sağlanıyor.

Yurt dışına açılmak isteyen girişimcilere ne gibi önerileriniz olur?

Ülkemizde girişimcilik çok çok yeni bir kavram ve destekler yeni yeni tasarlanmaya, hayata geçirilmeye başlıyor. Endeavor gibi başarılı girişimcileri bulan ve yardımcı olmaya çalışan kuruluşlar Türkiye’de faaliyet göstermeye, TÜBİTAK ve Sanayi Bakanlığı da bazı ciddi destekler çıkarmaya başladı. Melek yatırımcılık, risk sermayesi gibi fonlar oluşuyor ve devlet tarafından da teşvik ediliyor. Üniversitelerde teknoloji transfer ofisleri kurulurken girişimcilik dersleri de müfredata giriyor. Ayrıca yurt dışından birçok fon da Türkiye’deki potansiyelin farkına vararak Türkiye’de yatırım yapacak girişimciler aramaya yöneldi. Ancak bu tür desteklerin çok yeni olduğu ve başarı öykülerinin, başarılı sermaye çıkışı örneklerinin çok az olduğu göz önüne alınınca, doğal olarak birçok eksiklik var. Aslında pırıl pırıl bir gençliğimiz, yetenekli bir neslimiz var. Fikir üretebiliyoruz, sorun çözme becerilerimiz yüksek. Üzerinde çalışmamız gereken şey, fikri hayata geçirme yeteneği.

Yurt dışı başarısı için gerekli işler, yapılan işin niteliğine göre değişebilir. Vispera durumunda yazılımla uğraştığımız için birçok şeyi uzaktan yapmak mümkün. Çok kısa olarak özetlersek; bize sahadan resim geliyor, biz o resimleri işleyip raporlar üretiyoruz. Bu işlemleri yapabilmek için bilfiil o ülkede olmamız gerekmiyor ancak bazı işler için fiziksel olarak müşteri ile temas içinde olmak çok önemli olabiliyor. Biz birçok ülkede partnerlerle çalışıyoruz. Bu da bizim için müşteriye erişmek için çok etkili bir yöntem oldu. O ülkenin gerçekliklerini bilen, erişmek istediğimiz müşteri kitlesine erişimi olan partnerler, yeni bir ülkeye girişi çok hızlandırabiliyor. Bizim genelde ‘land and expand’ olarak tanımlayabileceğimiz bir stratejimiz var. Bir ülkede bir müşteri ile başladığımızda zaman içinde coğrafya veya hacim olarak büyümeyi hedefliyoruz. Bir ülkedeki başarılı bir çalışma, başka ülkelerde referans olarak kullanılarak büyümeyi hızlandırıyor.

Vispera bugün 25 ülkede faaliyet gösteriyor. Bu yolculuktaki kilometre taşlarınız neler olacak?

Bir Türk teknoloji şirketi olarak halihazırda İsrail, Almanya, Polonya, Hindistan, Brezilya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kazakistan gibi ülkelerin de içinde olduğu 25 ülkede hizmet veriyoruz. Geçen yılın sonunda, Hollanda’da Vispera BV isimli şirketimizi kurduk. Vispera BV, 2021 yılı için koymuş olduğumuz küresel bir teknoloji şirketi olma hedefimize bizi daha da yaklaştıracak. Bu yıl da Amerika’da Vispera Corp şirketini kurduk.

Yıllar içerisinde Keiretsu Forum Türkiye, Kerietsu Capital, Galata İş Melekleri ve Logo Ventures, Koç Holding ve Inventram’dan 6.5 milyon dolar tutarında yatırım aldık. Bu destekleri Ar-Ge çalışmalarımızı geliştirmek adına kullanıyoruz. Türkiye’de en fazla Ar-Ge harcaması yapan 250 şirket arasında yer alıyoruz.

Yoğun bir şekilde, hedef ülkelerdeki pazarların ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji ve ürün geliştirmeye devam ediyoruz. 2020’de Microsoft’un Scaleup ve Intel’in Market Ready Solutions programlarına seçilmiştik. Bu yıl da NVIDIA, Zebra, HP, Crossmark, Cap Gemini gibi firmalarla stratejik partnerlikler başlattık, bunları daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Güney Amerika’da çok iyi bir iş ortağıyla birlikte faaliyetlere başladık.

Mevcut projelerimizdeki referanslarımız sayesinde bazı firmalarla global bazda çalışmak için görüşmelere başladık. Önümüzdeki yıllarda özellikle de Shelfsight ürünümüz ile Amerika’daki faaliyetlerimizi artırmak, Avrupa, MEA ve CIS bölgelerindeki iş ortağı ağımızı genişletmeyi hedefliyoruz.

2022 projeksiyonumuzda en önemli konu, yeni bir yatırım alma ve Amerika açılımı. Amerika açılımı için ilk aksiyonlarımızı almaya başladık. Bunun için çok deneyimli bir ülke yöneticisi bünyemize katıldı, perakende sektöründe çok yaygın hizmet veren Zebra Retail, HP retail, Crossmark gibi firmalarla partnerlikler oluşturmaya ve demolar yapmaya başladık. Yatırımın tamamlanması ile birlikte Amerika’da satış, satış destek, müşteri memnuniyet ekipleri kurarak Amerika pazarında hızlı yol almak istiyoruz.

Büyüme gündemimiz, organizasyonel yapılanmamızı da dönüştürüyor. Geliştirdiğimiz yapay zeka ürünleri ve hedeflerimiz, tüm dünyada gördüğümüz ilgiyi artırdıkça, bu ilgiden de güç alarak önümüzdeki yıllarda daha etkili ve daha görünür olmamızı sağlayacak fırsatlar yakalayacağımızı umuyorum.

Kaç Defa Okundu: 45

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir