Sema Güral Sürmeli, Kadınlar Gününe Özel Röportaj

sema-gural-surmeli,-kadinlar-gunune-ozel-roportaj

Aldığı eğitimle mesleğinin aynı olması ve sevdiği işi yapması sebebiyle şanslı olduğunu belirten Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, kadınların iş hayatında yer almalarının sosyoekonomik açıdan oldukça önemli olduğunu vurgulayarak, girişimci kadınlara tavsiyeler veriyor.

Kendinizden bahseder misiniz?

Tasarıma ve sanata ilgim çocuk yaşlarımda başladı. Çocukken bir yandan modacı olma hayali kurar, bir yandan da bahçedeki çamurları şekillendirip kiremitten fırında pişirirdim. O zamanlar ailem kereste ve maden işiyle ilgileniyordu. Sonrasında, ben on yaşındayken porselen işine girdiler. Güzel Sanatlar Fakültesinde okudum ve aldığı eğitimle mesleği aynı olan, sevdiği işi yapan şanslı insanlardanım. Yirmi üç yıllık çalışma hayatım boyunca farklı görevlerde yer aldım. Son yedi yıldır da Kütahya Porselen yönetim kurulu başkanlığını yürütüyorum. Bunun yanında, birçok vakıf ve dernekte aktif olarak görevler üstleniyorum.

Vazgeçemediğiniz prensipleriniz nelerdir?

Çevrem için faydalı ve adaletli olmak. Hoş, herkes için olması gereken meziyetler ancak; günümüz şartlarında bunlar, aranan meziyetler oldu. Ülkem ve dünya için fayda sağlamak, en kıymetli değer olan zamana riayet etmek yaşama sebebim.

Kadınların iş hayatındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İş hayatına yeni atılan kadınlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Hem sosyal hem de ekonomik açıdan kalkınmanın en büyük şartlarından biri de kadınların iş yaşamına aktif katılımları… Kadınlar üretkenlikleri, detaycılıkları, sorumluluk duyguları ile iş hayatına çok büyük artılar katıyorlar. Bunun yanında kadınların, ekonomik özgürlüklerini sağlamaları açısından da iş hayatına katılımları fazlasıyla önemli. Kariyerine yeni başlayan kadın veya erkek, tüm gençlere önerim ise öncelikle mesleklerini ilgi alanlarına ve yeteneklerine göre seçmeleri ve sonrasında da yılmadan çalışmaları. Karşılarına çıkacak sorunlar ve yargılar olacaktır; ama kendilerine inanmaları ve hatalardan ders alarak, pes etmeden ilerlemeleri gerekiyor.

Çağdaş kadını tanımlar mısınız? Çağdaş kadın hangi özelliklere sahip olmalı?

Çağdaş kadınlar öğrenmeye açık, değişime ayak uydurabilen, sorunlar karşısında mücadele eden, kararlı bireylerdir.

Kadınlar iş hayatında ne gibi zorluklar ile karşılaşıyor? Kendi sektörünüzde yaşadığınız deneyimlerden ve gözlemlerden bahsedebilir misiniz?

Aile içindeki beklentiler, kadının iş ile aile dengesini kurmada sorunlar yaşamasına neden olabiliyor. “Hayat müşterek,” deniliyor ama ev içindeki düzeni, temizliği, çocukların bakım ve eğitimlerini, evde yaşlılar varsa bakımlarını sadece kadınların sağlaması bekleniyor. Fırsat eşitsizliği ve doğum izinleri gibi konularda yapılan baskılar ise kadınların karşılaştığı diğer sorunlardan.

İş ve sosyal hayat arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?

Annelik, iş ve sosyal hayat dengesini kurmak çok kolay değil. Bu noktada eşlerin birbirine destek olması ve görev dağılımı yapması çok önemli. Benim iki oğlum var. Çok sık seyahat ediyor, gün içinde çoğu zaman toplantılarda oluyorum. Dengeyi kurmak için ise planlarımı hep önceden yaparım. Kıymetli babam Nafi Güral, bana ve kardeşlerime “Önce çocuklar ve aileniz, sonra işiniz.” öğüdünü vermiş ve bu konuda da hep destek olmuştur. Çocuklarım küçükken çalışma hayatıma da devam ettim ancak, özel anlarını hiç kaçırmadım, hep yanlarında oldum. Şimdi büyüdüler ve birlikte geçirdiğimiz keyifli zamanları hatırladığımızda onların mutluluğunu gözlerinden okuyorum.

Çalışmanın ve üretmenin size neler kazandırdığını düşünüyorsunuz?

Çalışmak ve üretmek bana yaşadığımı hissettiriyor! Üretmek gelişmektir bence… Üstelik benim yaptığım işte sanat var. Bir eser yaptıktan sonra karşısına geçip baktığımda, ruhumun yansıdığını hissediyor, kalıcı güzellikler üretmenin büyük mutluluğunu yaşıyorum.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünya genelinde ne gibi bir farkındalık yaratıyor? Sizin bugün için özel bir mesajınız var mı?

Kadınlar Günü’nde, tüm dünyada güzel farkındalıklar yaratan etkinlikler yapılıyor ama tabii kadınlara dair sorunları sadece 8 Mart’ta konuşmamak gerekiyor. Kadın ve çocuk haklarının değil, insan haklarının konuşulduğu bir dünya hayal ediyorum.

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir