Bir Ilişkiye Başlayınca Neden Güzelleşilir?

bir-iliskiye-baslayinca-neden-guzellesilir?

Bazen yeni bir ilişkiye başlarsınız ve etrafınızdaki herkes sen bir güzelleştin der. Ya da süregelen ilişkinizde her geçen gün güzelleşiyorsunuzdur. Peki bu nasıl olur?

Yazı: Irmak Yaşar

İlişki başlı başına zor bir durumken bir de ilişkide güzelleşmek mümkün mü diye soruyor olabilirsiniz. Elbette mümkün, hatta olması gereken bir şey. İki kişinin kendi dünyalarında mutlu ve yeterli olması, dış dünyaya da güzellik olarak yansır. Birbirlerine iyi gelen insanları hemen anlarsınız, lafta değil ama gözle görülür. Bu uyumu yakalamak kesinlikle emek gerektirir ama olduğunda da iki huzurlu, güzel insan çıkar ortaya. Uzman Psikolog Arzu Yıldırım, ilişkide güzelleşmeyi öyle güzel “güzellemelerle” anlatmış ki, kaçırdığımız birçok noktayı ortaya çıkarıyor.

Güzellik kavramını ilişkide nasıl ele alabiliriz?

“Güzel ne güzel olmuşsun, görülmeyi görülmeyi” der Karacaoğlan; sevdiği, göremediği süre zarfında güzelleşmiş gelir ona. İlişkide güzellik kavramını açıklayabilmek için, önce güzellik anlayışının toplumda nasıl şekillendiğine biraz bakmak gerekir. Kadın ve erkeğin güzelliğe bakışı, içinde yaşadığı dönem ve toplum tarafından şekillendirilmektedir. Güzel, güzellik anlayışı sadece bireysel açıdan farklılık göstermez, tarih boyunca da farklılık gösterir. Antik Yunan, Rönesans, 20’nci yüzyıl ve günümüzde güzel kadın ve yakışıklı erkekler birbirlerinden çok farklıdırlar. Değişimin günümüzdeki en önemli belirleyicisi, ilk olarak gösterilen medya dediğimiz televizyon, gazete, dergi vb, ikinci olarak takipçi tarafından yaratılan Facebook, Instagram, Twitter vb. sosyal medyadır. Gösterilen medyadan, TV ve basın aracılığıyla ekranlardan etkileniyor, güzel ve yakışıklı kişilerin nasıl görünmesi gerektiğini izliyor ve güzellik imajımızı ona göre şekillendiriyoruz. Şekillenen bu imajlarımız da her gün telefonlarımız aracılığıyla yeniden ve sürekli yaratılıyor, sosyal medya ortamına tarafımızdan yükleniyor. Tüm bunlar öylesine otomatikleşti ki göz açıp kapayıncaya kadar oluyor ve ancak çok azımız etkilenmemeyi seçebiliyoruz. Tarih boyunca sıradan insanı sokakta, evde görürken ideal insanı yalnızca heykellerde, tablolarda görebilirdik; bugünse çağımızın güzellik anlayışıyla idealleştirilmeye çalışılan insanı sokakta, evde, ekranda, her yerde görebiliyoruz. Tüm bunlar, güzellik anlayışının değişikliğe uğradığını, endüstri tarafından şekillendirildiğini, gelişen ve daha ucuzlayan teknoloji tarafından da uygulamaya konularak piyasaya ve tüketicisine sunulduğunu gösteriyor bize. Estetik operasyonlar artık sadece ünlülerin ve çok parası olanların tekelinde değil. Orta halli veya ekonomik durumu pek yerinde olmasa bile insanlar, kredi alarak burun, yüz vb estetiği yaptırılabiliyor.

Partnerimizin güzellik anlayışına uymak zorunda hissetmemiz normal midir?

“Aşk ve sevme hakkında ne öğrenmiş olursanız olun, sizin bilgeliğiniz ancak varışından bir gün sonra gelebilir” der Bauman. İşte sevgili/ eşin güzelliğinin (?) göze çarpmasıyla başlanılan ilişkilerde ve yerleşik güzellik imajıyla gözlerin boyandığı durumlarda ne olup bittiği burada saklıdır. Gözden göze temas eden aşkın, gözden gönüle yol alması aslında biraz zaman alır. Güzellik, öncelikle insanın görme eyleminin bir parçasıdır. Sevdiğimiz kişide neleri gördüğümüz ise zihnimizde yarattığımız algı dünyamızla ilişkilidir. İlk bakışta gözler, yüz, beden seçilir; algılanan güzellik fark edilir, göze çarpar ancak ilişki başlayıp ilerledikçe gözden kaçmış olan, görülmek istenen özellikler aranılmaya başlanır. O nedenle önce ilgiyle yöneldiğimiz ve bize güzel görünen sevgili, zaman içinde gerçekten güzel olduğunu düşündüğümüz kişiyle aynı olmayabilir. İnsanın ilişkisini, kendini ve güzelliğini sürekli çevresindekilerle kıyaslaması, bir bakıma eşleştirmeye kalkması, bir örnek bedenleri ve yaşantıları beraberinde getirir. Estetik cerrahinin masasından geçmiş burunlar, botoksla şekillenen mimikler çoğumuz tarafından fark edilebilir. İnsan, güzelliğiyle ve kusurlarıyla biriciktir. Milyarlarca genetik kombinasyonla şekillenmiştir. Sevgilin/eşin, ilişki içinde kendi biricikliğinden feda ederek, güzellik imajıyla dayatılan bir varoluşu tercih etmesi, her şeyden önce birey olarak eşsizliğine gölge düşürür. Burada soru şudur: Kendimizi başkalarıyla, gündemdeki güzellik imajıyla eşleştirip tartmayı gerçekten istiyor muyuz ve nedenini biliyor muyuz? Buna vereceğimiz yanıt, ilişkideki güzellik anlayışımızı, beklentilerimizi ve atacağımız adımları belirler. Yanıtımız ne olursa olsun, feragat ettiğimiz biricikliğimizle ve bir örnekliği istemekle yüzleşmemiz, sonucuna da razı olmamız gerekir. Güzellik imajı veya miti bazen sevgiliyi/ eşi o kadar zorlar ki geçirdiği operasyonlar, denediği güzelleşme teknikleri, onu beklentilerine kavuşturmaz. “Ayna ayna söyle bana güzel oldum mu?” yanıtını duymak ister kişi. Hele bir sonraki denemelerle ulaşılacağı öngörüsünde olan ve yorgun düşmüş ruh için ise bir depresyon her an kapıyı çalabilir.

Sağlıklı bir ilişkinin olmazsa olmazları nelerdir?

Toplumun beklentilerinin, ideal beden ve güzellik anlayışının şekillendirdiği tarzda giyinen, süslenen sevgili, ister kadın ister erkek olsun, ilişki için ilk eşiği geçebilir; ancak ilişkinin sürekliliği ve her iki taraf için tatmin edici olması, sonrasında atlanacak olan eşiklere bağlıdır. Sevgilin/eşin, birbirlerini yakından tanımaları, göze görüneni eşeleyerek karşılıklı olarak birbirlerini anlamalarına bağlıdır. Anlama çabası tek taraflı geliştiğinde, ötekinin tahakkümüne kapı aralanır; ilişkide en önemli eşiklerden biri olan anlaşılma ihtiyacı, taraflardan birinin aleyhine böylece feda edilmiş olur.

Sevgili olmak demek, birbirinin aynı, eşi, tıpkısı olmak demek değildir. “Ben nereye gitsem sen de geleceksin, ne yaparsam sen de yapacaksın, ben kabul edeceksem sen de kabul edeceksin” beklentisi, sevgiliyi/eşi birbirinin aynısı kılar ve ilişkiyi boğar. Bauman’ın söylediği gibi “Sen eğer benim yapışık ikizim değilsen ve olamazsan, klonum ol!” denir adeta. Ne sıkıcıdır oysa. Kim klonuyla yaşamayı ister ki? Oysa isteyenleri hepimiz görmüşüzdür. Onlar, sevgili/ eş ilişkisinde birbirinin aynısı, eş olmayı eşit olmaya tercih ederler ve daha fazlasını deneme cesaretini, gücünü gösteremezler. İnsanın kendisiyle barışık olması, ilişkide uzlaşmaya gitmeyi sağlayan ve çatışmaları çözmeye hizmet eden önemli etkenlerden. Kendisine karşı hoşgörülü davranabilen kişi, ilişkide de daha sevecen ve hoşgörülü olur. Kendiyle barışık olmak, bedenle barışık olmayı da içerir. Kendisiyle barışık olan kişi, ilişkisinde yaşanan çatışmalarda ateşkese daha yakındır, diplomasi geliştirebilir ve umutsuzlukla bir şeyleri kestirip atmaz. “Kendinle barış, ilişkide barış” diyelim o zaman. İlişkiyi güzelleştiren kavramlardan biri de ilişkideki birlikteliğin gücüne dair beslenen inançtır. Bu inanç, sevgililerin/eşlerin, ilişkinin ilk zamanlarında birbirlerinde güzel buldukları, hatta hayran oldukları özelliklerin görülmesiyle başlar. Gözle gördükleri güzellikler, gönüllerine ulaştığındaysa, ilişkiye olan inanç konusunda epey yol kat edilmiş olur. Gönül gözüyle görülenlerin ilişkiye yerleşmesiyle gelişen süreçte önemli bir eşikten geçilmiş olur. Artık ilişkideki aşk, sevgiye; birlikte paylaşılan yaşantı ve değerlere evrilebilmiş demektir. Böyle ilişkilerde taraflar arasında “Yok gözünün üstünde kaşın var” deyip burun kıvırmak, “ağız dalaşı” yapıp baştan sağmak, “ayak bağı” olup kulak asmamak, “göz dikip” diş geçirmek veya saç saça baş başa kavga etmek nispeten daha az görülür.

Sadece güzel görünmek için karşımızdaki insanın isteklerini yerine getirmek bizi uzun vadede nasıl etkiler?

Aşığın sevdiğine hayranlığıyla ilgili bir hikaye anlatılır: “Seven kişi güzelliğin, erdemin, zarafetin ve bilgeliğin kusursuz birleşmesini, dünyanın en güzel kadınını arkadaşlarına gösterir. Günün sonunda söz konusu dostlar restoranda otururken şaşkınlıklarını gizlemekte zorlanırlar: Güzelliği Venüs’ü gölgede bırakan kadın o muydu?” Kimi zaman sevileni kendi varlığımızdan ayırmak güçtür. Onda, kendi biricikliğimizi görürüz. Bu yönüyle aşk, aynaya bakmak gibidir. Sevgilin/eşin güzelliğinde ne gördüğümüz, kendimizde neleri gördüğümüz veya görmek istediğimizle de ilişkilidir. Örneğin özgüvenli veya güçlü görünmeye ihtiyacımız varsa ondaki güce hayran kalırız. Ancak burada ufak bir sorun vardır; ben, o değil, o da ben değilimdir. Herkesin hayran olduğu özellikler kendinedir; hayran olduğumuz özellikleri karşımızdakinde görmekle, o özelliğe sahip olmak elbette aynı şey değildir. Yani ilişkideki hayranlık sonsuza kadar sürmez; hatta zamanla bizi yetersiz de hissettirebilir. O nedenle ilişkideki “biz” içinde kendi “ben”imizin farkında olmamız ve onu koruyabilmemiz önemlidir. Daha güzel görünmek için sevgililerin/ eşlerin birbirlerinden talepleri, eğer taraflar üzerinde bir baskı yaratıyorsa, bu durum ilişkinin sürekliliği açısından tehlikelidir. Baskı, kendini öyle inceliklerle belli eder ki, taraflar bunu çoğu zaman fark etmez ve kendi arzuları da o yöndeymiş gibi algılayabilirler. O nedenle “Ben gerçekte neyi istiyorum?” sorusunun yanıtını bilmek için çaba sarf etmek gerekir. Öteki üzerinde açık ya da örtülü olsun, tahakkümün hüküm sürdüğü ilişkilerde zaten başka sorunlar da vardır. Parolamızı yine hatırlarsak: “Bir bedende sadece tek bir ruh ikamet eder ve beden konusunda onun hükmünün geçmesi gerekir.”

Sağlıklı bir ilişki insanı güzelleştirir mi?

Güzellik anlayışını daha çok bedensel göstergeler üzerinden konuştuk. Güzellik, önce gözle gelen ve oradan gönüle yerleşen bir kavrayışı içinde barındırır. İlişkide gönüller bir olunca bu önce çehreye sonra da elbette çevreye yansır. Sağlık deyince hem beden hem ruh sağlığını anlarız. Ruhumuz, yakın ve sağlıklı ilişkilerle beslendiğinde, gönlümüz rahat ettiğinde kendimizi daha iyi hissederiz. Güzel ve güzellik, aynı zamanda kendini iyi ve hoş hissetme halidir. Sağlıklı ilişkiler insanı elbette güzelleştirir. Güzel ve yakışıklı sevgili/eşler, ilişkilerinde eğer mutsuzlarsa, bunu gittikleri restoranda ilk kez gördükleri dikkatli bir garson bile anlayabilir. İlişkideki güzellikte, paylaşılan bir uyum vardır; ilişkinin sağlığı, güzelliğin belirleyicisidir. Her güzel karşılaşmadan sağlıklı bir ilişki gelişmez. Ancak sağlıklı bir ilişki, iki insanı güzelleştirir ve yeni güzelliklerle karşılaştırır.

Kendine güvenmek bir ilişkide neden önemlidir?

Her şeyden önce özgüven, hayatta var olabilmemiz, özerk ve özgür olabilmemiz için gereklidir. Görüldüğü gibi “öz” kökünü çok kullandım; işin özü de budur aslında. Önce kendine değil de ailesine, sevgilisine/ eşine, kendi geleceğini teminat altına almak için çocuğuna, topluma vb güvenmek, gün gelir devran döner ve bizi yarı yolda bırakabilir. Sırtımızı bir dağa yaslamak, güvendiğimiz dağlara karın yağmasını durduramayabilir. İnsan, içinde öyle bir “öz” taşır ki, besleyip olgunlaştırma cesareti gösterdiğinde onu güçlükler, düşüşler yıldıramaz. Düşer ama tekrar kalkar ve yoluna devam eder. Böyle özellikleri geliştirmek için çaba sarf edilen ilişkilerde de zorluklar karşısında yeniden ayağa kalkılabilir. Bu nedenle bir ilişki içinde tarafların önce kendilerine güvenmeleri ve bu güvenin de sağlıklı bir şekilde tesis edilmesi gerekir. Kendine güvenin, kadın için de erkek için de, “Ben her şeye muktedirim, her şeye gücüm yeter” anlamına gelmediğini de bilmek gerekir. Özgüven; kendimize yönelik iyi duygular geliştirmemiz sonucu, kendimizi iyi hissetmemiz demektir. Başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmak ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır. İlişki içinde sınırlarımızı belirleyebilmemizi de beraberinde getirir. Her iki tarafın da sahip olması gereken bir niteliktir; aksi halde sınırlar, sorumluluklar birbirine karışır ve ilişkinin güzelliği bozulur.

Kendine güvenen kadın ilişkide güzelliğini nasıl yansıtır?

Kendine güvenen kadının beden duruşu, yürüyüşü, tavırlarının bile farklı olduğu söylenir. Kararlarını alırken nettir, sürekli onaylanma ihtiyacı duymaz; gerektiğinde danışır, tartışır ve kendisiyle ilgili kararlarda son noktayı kendisi koyar. İlişki içinde ortak alınması gereken kararlarda kendi düşüncesini ortaya koyar, uzlaşma noktası arar; gerektiğinde hayır diyebilir. Gerektiğinde “hayır” diyebilmek, hayırlara vesile olabilecek bir niteliktir. Özgüveni düşük kadınlar, günlük yaşam becerilerinde de zorluk çekebileceklerinden, bu durum ilişkideki gerilimi artırabilir. Risk alamamak, yeni şeyler deneyimleyememek, ürkeklik, korku, cesaret edememek vb tüm bunlar dışarıdan bakıldığında, kısa bir zaman dilimi paylaşıldığında bile fark edilebilecek özelliklerdir. Bu özelliklerin yokluğu, ilişkiyi güçlü ve güzel kılarken, varlıkları önce kadının benliğini, sonrasındaysa ilişkinin geleceğini tehlikeye sokar.

SEVDİĞİMİZ ERKEĞİN YANINDA KENDİMİZİ GÜZEL HİSSETMEK NEDEN ÖNEMLİ? *

Kadının bir ilişki içinde var olmadan önce, gerçekte kendini nasıl hissettiğine odaklanılması gerekir. Güzellik sadece görünür alanda, yüzde, bedende yaşanan bir hadise değildir. Kadının kendi bedenine ve benliğine ilişkin tutumuyla şekillenir. Gerçekte güzel bulduğumuz ama kendisini güzel hissetmeyen veya tam tersine güzel olmadığını düşündüğümüz, ancak “en güzel benim” algısına sahip kadınlar tanımışızdır. Kadın ancak kendini güzel buluyorsa, sevgilisinin/eşinin yanında hissettiği bu güzel olma halini gösterebilir ve sürdürebilir. Güzel hissetme, bedenine ve ruhuna hak ettiği özeni gösterme hali, taraflarca ilişki içerisinde çok net algılanır. Kadın, kendi özüne duyduğu sevgi, saygı ve güvenle, geçip gidecek olan bir güzellikten, onunla hep yaşayacak olan bir güzelliğe terfi eder. Böyle bir güzellik, öz sevgisi, özsaygısı ve özgüveni olan erkekler tarafından çok kolay fark edilir. Sevilen erkeğin yanında kendini güzel hissetmek bazen bir ihtiyaç haline gelebilir. Bunun en can alıcı örneği yaşlanma süreciyle deneyimlenir. Beden zamanla değişir (ve de değiştirilebilir). Ancak değişen sadece onlar değildir; ilişki boyunca taraflar da değişir. Yaşanan deneyimler, olaylar, olgunlaşma, yaş alma süreçleri, ruhları da değiştirir. Sevgili/eşlerin, ilişkilerini koruyabilmeleri, karşılıklı olarak bu değişime ayak uydurabilmelerine bağlıdır. Kadın, yaşlanırken de eşinin yanında güzelliğini sürekli kılma arzusu duyabilir. Bedende yaşanan değişimleri, kırışıklıkları, sarkmaları, dökülen, beyazlayan saçları ve genç görünme motivasyonunu, bu sürecin göstergeleri sayabiliriz.

İLGİLİ İÇERİKLER

  • Aşkta yeni bir sen!
  • Uzun ilişkinin sırrı ne? Uzun süreli ilişki için 7 öneri
  • Cinsel uyum ve ten uyumu nedir? İlişkide önemi nedir?
  • Mutlu ilişkinin sırrı nedir?

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir