Artık Dijital OSB’leri Oluşturma Vakti!

artik-dijital-osb’leri-olusturma-vakti!

Dijitale yapılan yatırımların artırılması ve profesyonelleşmesi gerektiğini vurgulayan TÜGİAD Genel Başkanı Nilüfer Çevikel, dijitalleşme bu kadar ön plandayken, dijital OSB’lerin oluşturulması gerektiğinin de altını çiziyor.

Bursa doğumlu olan Nilüfer Çevikel, Uludağ Üniversitesi İşletme bölümü mezunu. Çevikel şu an, 2002 yılında kurmuş olduğu ev tekstili sektöründe üretim yapan Nil-San Tekstil’de Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş yaşamına devam ediyor. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş insanları Derneği’nin (DOSABSİAD) ilk kadın Yönetim Kurulu Başkanı olan Çevikel, genel merkezi İstanbul’da bulunan Türkiye Genç İş İnsanları Derneği’nin de (TÜGİAD) yine seçilen ilk kadın Genel Başkanı olarak görev alıyor. Bunun yanı sıra, Avrupa Genç Girişimciler Konfederasyonu (YES for Europe) İcra Kurulu Üyeliği ve Avrupa’da 11 ülkeden 300 binden fazla girişimciyi temsil eden Avrupa Birliği Genç Girişimciler Organizasyonu (JEUNE) Başkan Yardımcılığı görevlerini de yürütüyor.

Türkiye’deki ilk ulusal ve tek uluslararası genç iş insanları derneği olan TÜGİAD ise genç iş insanlarının liderlik vasıflarını, sosyal sorumluluklarını ve ortak hedeflerini geliştirerek ülke çapında tüm toplumun sosyo-ekonomik gelişimine katkıda bulunmak, hem bireysel hem de sosyal gelişimi sağlamak ve kamuoyunda genç iş dünyasının sesi olmak için 1986 yılında kuruldu. Aynı zamanda, G20 Genç Girişimciler İttifakı’nda (G20 YEA) Türkiye’yi temsil eden tek sivil toplum kuruluşu. 100’den fazla ülkeye ihracat yapan, 58 milyar dolar ticaret hacmine sahip, Türkiye çapında 850’den fazla üyesiyle TÜGİAD, ulusal ekonomide önemli bir rol oynuyor. TÜGİAD üyeleri ileri inşaat, inşaat malzemeleri, tekstil, dış ticaret, otomotiv ve yedek parça, turizm, gıda, makine, motor ve diğer metal ürünlerin imalatları gibi toplam 60 sektörde etkin olarak faaliyet gösteriyor. Geçtiğimiz yıl Kazakistan temsilciliğini de açarak yurt dışı temsilcilik sayısını 13’e çıkaran TÜGİAD, Ocak ayında açtığı Eskişehir şubesiyle de yurt içinde büyümeye devam ediyor. 

TÜGİAD Genel Başkanı Nilüfer Çevikel ile Türkiye’deki teknoloji ihracatından girişimciliğe, iş dünyasında kadının konumundan dijital dönüşüme kadar çok kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik…

TÜGİAD’ın kapsamı geniş bir dernek olmasının yanında, sorumuzu biraz daha teknoloji odağında sormak isteriz. Teknoloji ihracatında Türkiye’deki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünya geneline baktığımızda büyük bir ivmeyle gelişen teknoloji ile birlikte ülkelerin ekonomik kalkınmalarını sürdürülebilir hale getirebilmeleri için geleneksel kalkınma yöntemleri yerini hızla teknoloji ürünlerine bıraktı Bu değişim ile global pazarlardaki ülkeler arası rekabet de arttı. Son yıllara baktığımızda ise teknoloji ihracatı konusunda Türkiye’nin de bu rekabete hızla dahil olduğunu görmekteyiz. Özellikle son yıllarda oyun, e-ticaret ve yazılım alanında yapılan yatırımlar neticesinde Türkiye’den çıkan start-uplar hem bu ivmeyi destekliyor hem de Türkiye’deki yatırım ekosistemini ve girişimcileri cesaretlendirerek ortaya çıkan teknolojilerin global pazarlara açılmasına ve Türkiye’deki teknoloji ihracatının büyümesine katkı sağlıyor. Türkiye’nin şu an en değerli iki şirketi olan Trendyol ve Getir’in son 10 yılda kurulmuş ve teknolojinin gücünü arkasına alan şirketler olması, yatırım ekosistemine verilmesi gereken önemin ne denli yüksek olduğunu kanıtlar nitelikte.

Teknoloji ihracatını daha da artırmada hangi alanlara odaklanılması gerekiyor? Girişimcilik ekosisteminin teknoloji ihracatına daha fazla katkı sağlaması için sizce ne tür adımlar atılmalı?

Son dönemdeki gelişmelere baktığımızda oyun şirketleri başta olmak üzere global odaklı Türk teknoloji şirketleri çok fazla talep görüyor. Bu şirketler yerel pazarda operasyonlarını yürüterek operasyon giderleri konusunda rakiplerine göre avantaja sahip olmalarının yanı sıra, ürünlerini uluslararası pazarda satarak gelir tarafında da rekabet edebilir seviyedeler. Böylelikle, karlılık konusunda dünyadaki rakiplerinin önüne geçiyorlar. Bu durum da Türk teknoloji şirketlerine hem ciddi yatırımlar hem de satın almalar olarak geri dönüyor. Bu noktada oyun, yazılım ve son zamanlarda ön plana çıkan MetaVerse gibi alanlardaki girişimlere destek verilmesi, kısa ve uzun vadede teknoloji ihracatı anlamında ciddi geri dönüşler sağlıyor. Ek olarak, yabancı yatırımcıların da özellikle belli bir seviyeyi geçmiş Türk girişimlerine ilgi gösteriyor olması, Türkiye’deki yerel yatırımcıları bu şirketlere çok erken aşamalarda yatırım yapma konusunda cesaretlendiriyor. 

Özetlemek gerekirse; şu an en ideal yatırım stratejisi, erken aşama teknoloji şirketlerine yatırım yapmak ve yatırımcıları bu çerçevede cesaretlendirmek. Böylelikle hem Türkiye’den daha fazla unicorn çıkmasına destek olabilir hem de teknoloji ihracatında diğer ülkelerin önüne geçerek ekonomik anlamda gücümüzü artırabiliriz.

Pandemiyle hız kazanan dijital dönüşümün sektörler için faydaları neler oldu? Bu dönüşümün sürdürülebilir olması için nasıl bir yol haritası belirlenmeli?

Dijital dünyanın kapıları açıldığı günden bu yana her sektör, bir şekilde baş döndürücü dönüşüme entegre olmaya çalışıyor. Bu, bir zorunluluk çünkü bu gelişime ayak uydurmayanın ayakta kalması artık gerçekten çok zor. Sınırların yok olduğu, iletişim kanallarının daha da çeşitlendiği ve teknolojik gelişimde büyük yolların kat edildiği günümüzde, değişime ayak uydurmak yetmiyor ve dijital dönüşümün bir parçası ve hatta öncüsü olmak gerekiyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde herkesle, her yerde iş yapabilmeniz mümkün. Özellikle pandemi süreciyle birlikte teknolojik imkanları ve dijitalleşmeyi kullananların sayısı katlanarak çoğaldı. Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın sürecinde başta uzaktan çalışma modelleri olmak üzere, hemen hemen her alanda dijital dünyanın sunduğu imkanlardan yararlanmanın mümkün olduğu gözler önüne serildi.

Toplum 5.0’ın konuşulduğu dijitalleşen dünyada, teknoloji ekonomik büyüme için hayati önem taşıyor. Dijitalleşme, dünyamızda uzun yıllardır etkisini gösteriyordu. Teknolojik yatırımlar birçok ülkenin, yerli ve yabancı pek çok şirketin en önemli gündem maddesiydi. 2020 yılında yaşadığımız Covid-19 kriziyle de dijitalleşmenin hızı arttı ve etki alanı genişledi. 

Türkiye’nin teknolojiyi üreten ve satan ülke konumunda olması gerektiğine inanıyoruz. Yazılım ve programcılık alanında Türkiye’nin pazar payını büyütmek üzere teknoloji şirketleri ve start up’ların en yakın destekçiyiz ve tüm genç girişimcilere kapımız açık.

Dijitale yapılan yatırımların da artırılması ve profesyonelleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Dijital altyapımız ne kadar sağlam olursa yatırım iştahı da o kadar artacaktır. Bu hedefle, altyapı çalışmalarının hızlandırılması gerekiyor. Organize Sanayi Bölgeleri, planlı sanayi üretiminin, istihdamın ve ihracatın kaynağı haline gelmiş durumda. Dijitalleşme bu kadar ön plandayken dijital OSB’lerin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Bu süreçte nerelerde başarısız olduğumuzu ya da nerelerde iyileştirme yapmamız gerektiğini saptamalı ve iyileştirici adımlar atmalıyız. Bu noktada, üniversite-STK-kamu kurumları birlikteliği, topyekün bir kalkınma için şart. TÜGİAD olarak bu çalışmayı en iyi yürüten STK’lardan biriyiz. 

TÜGİAD’ın ilk kadın başkanı olarak, Türkiye’de kadınların iş dünyasındaki yerini nasıl değerlendirirsiniz?

Çalışma hayatında, sivil toplum kuruluşlarında ve derneklerde sorumluluklar alan ve bu alanlardaki zorlukları deneyimlemiş bir iş insanı olarak, kadınlarımızın özellikle karar verici mekanizmada yer alması gerektiğini her fırsatta dile getiriyorum.

Bugün Avrupa ülkelerinde kadın istihdamı yüzde 60, dünya ortalaması ise yüzde 50’nin üzerinde. Ülkemiz ise yüzde 30’larda yer alan kadınların iş gücüne katılım oranı ile maalesef bu ortalamanın altında kalıyor. Oysa sürdürülebilir kalkınmanın yolu, kadınları da ekonomik sisteme iş gücü ve girişimci olarak entegre etmekten geçiyor. Yaklaşık 1.4 milyon girişimciye sahip olan Türkiye’de kadın girişimci sayımız, son beş yılda yüzde 40 artmasına rağmen, 100 bin sınırına anca ulaştı. Bizim de temel stratejimiz, hayatın her alanında olduğu gibi iş dünyamızda da kadınlarımızın daha etkin ve güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak olmalı.

TÜGİAD’da göreve gelir gelmez ilk önce ‘iş adamları’ ibaresini, ‘iş insanları’ olarak değiştirdik. Bunun da adına yakışır şekilde yönetim kurulumuzu erkek ve kadın olarak yarı yarıya oluşturduk. Kadın üye sayımızı da artırıyoruz. Burada cinsiyetçi yaklaşmıyoruz. Başarılı olması, bu işe gönül vermesi, vizyoner olması, sektöründe kuvvetli olması gibi özellikler tercih sebeplerimiz. Yönetimlerde kadın sayısındaki artışla bu sene G20 Zirvesi’nin Roma’daki raporlarında G20 ülkeleri içerisinde Fransa ve Kanada’dan sonra üçüncü sıraya yükseldik. İnşallah birinci olduğumuzu da göreceğiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük hedefi ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaktı. Ulu Önder sayesinde bütün dünyadan önce aldığımız hakları kullanmak ve çalışmak zorundayız. Kadın yöneticilerin aramızda bulunması için elimizden geleni yapıyoruz. Benim başkanlığım dönemimde kadınların ağırlıkta olduğu ve yönetici oldukları bir yönetim kuruluyla iş dünyasının içindeyiz. TÜGİAD’ın 36 yıllık tarihindeki ilk kadın Genel Başkanı olarak sadece kendimi değil, tüm kadınları temsil ediyorum. Bir yandan da kadınlara örnek olduğumu bilmenin verdiği onur ve gururu yaşıyorum.

Son olarak, 2022 ve takip eden yıllarda TÜGİAD’ın ajandasında hangi başlıklar yer alacak?

Yurt dışı faaliyetlerimize tüm hızı ile devam edip Türk genç girişimcisinin sesini duyurmaya devam edeceğiz. Yurt içinde de yeni şubelerimizle TÜGİAD’ın büyüme yolculuğuna devam edeceğiz.

Kaç Defa Okundu: 26

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir